Evin sahibi Nihan Karaali beni kocaman bir gülümsemeyle karşılıyor, elinde de küçük bir kavanoza koyduğu kendi yapımı ahududu reçeliyle. “Hayal dünyama hoş geldin!” dediği sesi apartmanda yankılanıyor. Galoş giyip içeri giriyorum. “Yeni internet siten hayırlı olsun, derginin birinci sayısına çıkmak heyecan verici. Eminim ilk siten gibi ikinci siten Kafa Dergi de samimiyetin ve çalışkanlığınla çok beğenilecektir.” Güzel dilekleri için teşekkürlerimi sunuyorum. “Önce röportaj mı yapacaksın yoksa fotoğrafları mı çekeceksin?” diye soruyor. İkisini eş zamanlı olarak yapsam olmaz mı acaba?
Trabzon'un ara sokaklarından birinde, eski ve yeni binaların güzel-çirkin zıtlığı içinde yükseliyor apartman... Nihan Hanım aile apartmanlarının çatı katındaki evine 2001 yılında taşınmış. En üst katta merdivenlerin bitim noktasında karşınıza çıkan kapı onun terasına açılıyor, terastan da eve geçiş yapılıyor. Nihan Hanım eskiden kitabevi ve kafe işletirken, şimdi dostlarını kendi evinde ağırlamayı tercih ediyor. “Bu saatten sonra kafe işletmek gibi bir derdim yok açıkçası, çünkü çok yorucu bir iş bu,” diye anlatmaya başlıyor. “İnsanlarla uğraşmak, diğer çalışanlarla uğraşmak çok zor... Bence kafeye gelen insanlarla bir derinlik, bir uyum yakalamak lazım. Çünkü eğer öyle bir şevk alırsanız işinizden, daha başarılı olursunuz. Mesela ben eski işimde çok başarılı oldum, nedeni de bu.” Eski işi neymiş acaba? “Kafe ve kitabevi işimden bahsediyorum. Kitabevi işletmek, nasıl söylesem, çok farklı bir şeydir. İnsan orada hayal dünyasını geliştirir. Kitapların içinde ne olduğunu merak edersin. Yani bir yaşamın içine girersin. Kitabın sayfalarını karıştırırken o heyecanı hissedersin.” Kitaplardaki büyülü çekicilikle tanışmanın yanı sıra farklı eserler almak için ona danışan bir sürü değişik insanın olması bence çok mutluluk verici bir şey. Düşüncemi paylaştığımda bana hak veriyor. “Evet, doğru söylüyorsun. Kitabevime çok farklı insanlar geldi. 1996 yılında kapattım orayı. Şimdilerde evimde küçük gruplara hizmet vermeyi planlıyorum. Beş kişilik yemek grupları, samimi bir ortam çok iyi olur.” Nihan Hanım’ın gündemdeki projeleri çok keyifli. Öyle bir şey olursa ilk müşterisi de ben olurum! “Peki, olur,” diyor memnuniyetle.
Evin girişindeki duvarda büyük harflerle adının ve soyadının baş harfleri asılı duruyor: N ve K. Onları şehirdeki Osmanlı Bankası kapanırken oradan almış. Hikayesini dinledikten sonra ilk fotoğrafını onun önünde çekiyorum.
Bu eve ikinci gelişim ve ilk seferinde göremediğim detayları keşfediyorum... Burası artık müze olmayı hak etmiyor mu? “Bir keresinde Vali Bey’in eşi geldi ve tarihi bölge olacağı için Ortahisar’la ilgili birtakım çalışmalardan bahsetti. Bu evi ortaya taşımayı önerdi. Eğer olursa benim için çok hoş bir şey olur. Uygun bir bina olursa düzenlemesini de benim yapmam koşuluyla, belki bahçe içinde bir yerde, yaşayan bir müze neden olmasın? Yani bir tarafı müze, bir tarafı kafe olabilir.” Kafeyi de işletmesinin çok hoş olacağını söylediğimde, yine anlattığı nedenleri sayıyor. Belki de haklıdır. Soğuk insanlarla iletişim içinde olmaya çalışmak çok zor, biliyorum!
Bu eve her geldiğimde fotoğrafını çekmediğim bir şeyler varmış gibi hissediyor, hiçbir objeyi atlamamak için yüzlerce poz çekiyorum. Ama dergi için ayıklama yapıp yirmilere düşürmem gerekiyor her defasında. Ne yapayım, evi anlatmak çok zor. O yüzden ben de fotoğraflara sığınıyorum. Fransız country, rustik, eklektik, vintage, İskandinav tarzı gibi tanımlamaları elimin tersiyle itip antika ve anılarla dolu bu ev tam olarak "nevi şahsına münhasır" kelimesini hak ediyor. Nihan Hanım’ın eğlenceli kişiliğinin doğal bir sonuç olarak elbette. Ben de detaylara dikkat eden biri olarak, içeri girdim mi hiç çıkasım gelmiyor.
Nihan Hanım’ın evinde çeşitli boyutlarda bir sürü obje, figür, eşya var. Aralarında hiç bazı kişisel eşyalarınızı kaybettiği oluyor mu? Mesela gözlüğünü bir yere koyup sonra bulamadığı zamanlar var mıdır? “Arayıp da bulamadığım şeyler bazen oluyor, ama düzgün bıraktığım için genelde böyle bir sorunum olmuyor,” diye yanıtlıyor sorumu.
Peki küçük bir figürü kaybolsa anlaşılır mı? Yüzlerce eşyanın arasında gözüne çarpar mı? “Anlaşılıyor,” diyor ev sahibi. Anlaşılıyor demek ki. Bir süre sonra göz alışınca, on eşya veya yüz eşya hiç fark etmiyor demek ki.
En sevdiği bölüm veya objeleri hangileri acaba? Klasik soruyu soruyorum. “Evin her tarafını zevkle döşedim,” diye yanıtlıyor. “Evin her yerinden zevk alıyorum, her yerin ve eşyanın bir anısı var. Masada oturup bir şeylerle uğraşmak, kitap okumak, çiçeklerimle ilgilenmek, müzik dinlemek burada yaptığım başlıca faaliyetler.” Eve girdiğimde çalmaya başlayan yabancı müzik dikkatimi çekmişti. Acaba sadece yabancı müzik mi dinliyor? “Yerli veya yabancı, hiç fark etmez.”
Yurt içine ve dışına seyahat etmeyi seven Nihan Hanım, bu seyahatleri sırasında o bölgelerin hediyelik eşyalarının yanı sıra hoşuna giden parçaları da toplamayı seviyor. Mesela salondaki masanın üstündeki ağaç parçasını da böyle bir seyahati sırasında yerden alıp, sonra bir arkadaşına üstüne çizim yaptırmış. Hem doğal hem ekonomik dedikleri bu olmalı! Hem de yaratıcı…
Spot ışıklarla aydınlattığı raflarda yer alan objelerin arasından geçerken, bir müzede yürüyormuş hissine kapılıyorsunuz. Benim burayı bir “müzEv” olarak tanımlama sebebim de bu. Gördüğünüz fotoğrafların çoğu evin küçük salonuna ait, bir de yatak odasında ve Nihan Hanım’ın ısrarı üzerine banyoda çektiğim fotoğraflar var. Zaten ev de sevimli kuzine sobanın etrafına kurulmuş gibi.
Teşekkür ediyorum Nihan Hanım’a, bu güzel evinin kapılarını açtığı için. Acaba onun Kafa okurlarına söylemek veya eklemek istediği bir şeyler var mı?
“Seni o kadar çok seviyorum ki bu röportajı yapmaktan büyük zevk aldım,” diye eve geldiğimde de yaptığı gibi güzel sözleriyle yanaklarımı kızartıyor. “Çok sıradışı ve özel birisin. Küçüklükten beri yazılarla, üretimlerle uğraşıyorsun. Çok güzel yerlere geleceğinden şüphem yok.” Ben de bir kez daha evini müzeleştirmesi gerektiğini söylüyorum. Sizi fotoğraflarla baş başa bırakıyorum. Dikkat edin de kaybolmayın. Veya kaybolun! Ne de olsa bu evde kaybolmak serbest!
Maison Française, Elle Decor ve InStyle Home gibi ev dergilerinde asla göremeyeceğiniz evler Kafa Dergi’nin ev ve dekorasyon bölümlerinde yer almaya devam edecek. Peki siz de kendi tarzını yakaladığını düşündüğünüz evinizi Kafa Dergi aracılığıyla bu işin meraklısı insanlarla buluşturmak ister misiniz? Dergiye çıkmasını istediğiniz evinizin, evinizin bir bölümünün veya bahçenizin farklı açılardan çekilmiş iki fotoğrafını, şehir adıyla birlikte kafadergi@gmail.comadresine göndermeniz yeterli. Olumlu veya olumsuz mutlaka bir geri dönüş alacaksınız.























0 comments:
Post a Comment